sitene türk bayrağı 
www.siirlerinefendisi.tr.gg
   
  KALP GÖZÜ
  Şiirler
 

Kırmızı bir gelinciktim ben ..
Hani o alevli rengiyle , hırçın rüzgarlara boynunu eğmeden direnen ..
Kalınca bir başına soğuktan üşüyen , içi titreyen ..
Ama üzerinde hissedince , gerçekten yürekli bir sevginin gözlerini bütün fırtınaları unutan ..

-neden Gelinciği seçtim !
En sevdiğim kırmızı diye mi ...
Hayır !
En hassası,en kırılganı o diye ..
İnsanın kendini tanıması yani ... -

Bir gün baktın bana sen !
Asırlık bir çınar gibi güçlü hissettim kendimi ben ..
Hep aynı baktığına inandım!
Ve hep artan bir bağlılıkla ...
Sonra ......
Yalan neymiş,öğrendim !
En çok acıtanın en gerçek bildiklerinin en sahte olduklarını görmek olduğunu,anladım !
Anladım ki insanlar gerçekten olanları değil,görmek istediklerini görürmüş ..
Yani her hayatı aslında sahibi yönetirmiş !

Ödüller almak istedim ben ..
Her dalda yarışmak ve hep birinci gelmek !
Şu üç günlük dünyadaki vadesi muamma hayatımın,
Kalbimin yüzölçümünden büyük aşkımın ,,,
En iyi yönetmen ödülünü almasını istedim !

Ama unuttum .....
Tek başına ezberlediğin hiç bir replik , oynadığın hiç bir rol tam olmuyormuş !
Figüranlarım tamamdı belki ama ben başrol oyuncumu yanlış seçtim ..
Geçtiğin elemelerde aldığın başarıların rollerine bağlı olduğunu görmezden geldim !

Kırmızı bir gelinciktim ben !
Narin , kırılgan ...
Romeo'nun o aşk dolu sahnede Juliet'e uzattığıydım belkide !
Yani gerçek değerini gerçekten bir kalbi olanın anlayabileceği ..

Bir fırtına çıktı bir gün!
Hiç o kadar üşümemişti içim ...
Buz tutmamıştı yüreğim ...

Haketmeyenin yarısı olmayacak kadar ben-dim hala üstelik !

Bir fırtına çıktı bir gün ...
Toz ..
Duman ..
Büktüm boynumu !
Yapraklarım koptu birer birer ..
Ve şimdi herşey ,,,,
Bir gelinciğin kopan, yiten , savrulan kırmızı yaprakları gibi
-- Paramparça --

İşte sustum, seni dinliyorum...

 


İşte asrı saadette bir gün..

kâinatın kalbi olan Medine'de,

kainatın övünç kaynağı Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem) konuşuyor:

“Erihnâ Ya Bilal” (Ezan ile bizi ferahlandır)

işte Hazreti Bilal (radıyallahu anh) ezan okuyor ötelerden...

Aman Ya Rabbi!

Keşke bir kez duyabilseydik,

Allah Resûlü'nün müezzininden bu muhteşem sedayı.

Ey mübarek sedâ-yı Dâvûdî!

Muhteşem ezan, ezanım, ezanımız;

o gün de ferahlattın sineleri,

bugün de seninle ferahlıyor mahzun yürekler, susamış bağırlar.

Yüreğim sıkılıyor;

bütün iç disiplini tahrip edilmiş, manadan yoksun yürekler karşısında...



Ferahlat yüreğimi,
kuşatsın gönlümü ahengin,
ey sevgili mübarek ezanım!
Zaman durur, kâinat seni dinlerken,
doldurur evreni eşsiz bir huzur ve sûrur.
Susma ne olur,
düş yüreğimin sınırlarına,
koru fıtratımı,
çalmasınlar şahsiyetimi, şerefimi, yâdımı.



Hayata madde ve şehvet gözlüğünden bakan kokuşmuş
yaklaşımlar karşısında;
iman adına, mukaddesat adına, insanlık adına bu çağın beklediği nefes;

ötelerden süzülüp gelen pörsümez, solmaz yeni, senin nefesin!

Kulaklarını bu sese tıkayıp özgürlük teranesi okuyanlar,
işte bu seda, işte bu ses, özü gürleştiren,
özgürleştiren bedenleri ve ruhları…

Rabbe kul olmanın çağrısı bu, söz verip de tutamadığımız ahitlerimiz...

Takımlar tuttuk,
partiler tuttuk,
adamlar tuttuk

ama kendimizi tutamadık.

Uyduk tutamadığımız nefislerimize.

Ey ezanım!.. Ulvi ve garip sedam,

tut beni ne olur!

Ahenginle, gelişinle her vakit efsunla vicdanımı, vicdanlarımızı...

Oğlunu cepheye uğurlayan Anadolu gibi,
ana gibi, hani demişti ya:
"Oğlum babanı Dimetoka'da, dayını şıpka'da,
ağabeylerini de çanakkale'de kurban verdim.

Git! Sen de git oğul!
Minareler ezansız, camiler Kur'an'sız kalmasın!" diye...

Sen susma ezanım!
Susturmasın seni Yüce Mevlam,
kalmasın minareler ezansız.
Yadellerde sana hasret olanların hüznü var derunumda,
koşarken vatanına bir ezan sesi duymak için.

Erihna Ya Bilal!

Ferahlat bizi kıyamete kadar, sonsuza değin...

Ruhlar eskimeyen esvaplarını giyiniyor,
bahar yüklü ıtırların.
Suyun içinde ahenkle raks eden yosunları seyreder gibi,
yağmur damlalarının duru sulara düşüşü gibi sen düşerken kâinatın bağrına;
bir kayanın üzerine oturup da dinlesem seni,

bu girift halimi dinlesem seninle birlikte...


şair; "Mecnunsan sus"

diyor. işte sustum, seni dinliyorum...

 


YA İLAHÎ

SENİ SEVMEK BİR COŞKUDUR İÇİMDE
COŞAR DURUR BİTMEZ TÜKENMEZ BİR HASRETLE
HASRETİZ SENİN SEVGİNE EZELDEN EBEDE
SEVGİNDİR MUTLULUĞUMUZ YA İLAHİ



YA İLAHÎ


NEHİR OLSAM SANA AKARDIM
BULUT OLSAM SANA YAĞARDIM
BİR AĞAÇ OLSAM SANA BAŞ EĞERDİM
BİR DAĞ OLSAM SANA BOYUN BÜKERDİM
BİR KALEM OLSAM YA RAB
SANA YAZARDIM HEP SANA
GÜNEŞ OLSAM SANA DOĞARDIM
YILDIZ OLSAM SANA KAYARDIM
BEN BİR ATEŞ OLSAM YA RAB
AŞKIN İÇİN YANARDIM YALNIZ AŞKIN İÇİN...



BOYNU BÜKÜK ACİZ BİR KULUM BEN
BU YOLA BAŞ KOYMUŞ BÎ ÇAREYİM BEN
AÇ KALMIŞ SUSUZ KALMIŞ GİBİ MUHTACIM BEN
MUHTACIM BEN YA İLAHİ SONU OLMAYAN SANA BEN



EBEDİ SEVGİMİN SENSİN EMELİ
ARZUMDUR GÖRMEK NUR CEMALİNİ
ACİZ KULUNUM OLURMUYUM HUZURUNDA ALNI AK!
OLURSAM YA RAB OLUR MU DÜNYADA
BUNDAN DAHA BÜYÜK KAZANÇ..!


SEVABIM AZ GÜNAHIM ÇOK
AZIĞIM AZ AÇLIĞIM ÇOK
HUZURUNA VARMAYA HİÇ YÜZÜM YOK
LÜTFU KEREMİNLE AFFINA SIĞINIRIM YA İLAHİ

SEVDA BİRCAN

 

Yorum (1) Yorum yaz!

Peygamberimizin aile hayatı

 


Peygamberimizin aile hayatını öğrenmek için O’nun nasıl bir aile reisi, nasıl bir koca,
nasıl bir baba, sosyal ve beşeri ilişkilerinin nasıl olduğunu bilmemiz lâzım. O’nu tanıyacağız,
tanıdığımız gibi yaşayacağız ki, mutlu olabilelim. Günümüzde aile fâcialarının tamamı
Hz.Muhammed’i tanımamanın, O’nun tarzını tarz edinememenin sonucudur.

Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizin nasıl bir koca olduğuna baktığımız zaman,
O’nun gibi bir koca olma gayreti içinde çok şeyler öğreniriz.


Peygamberimiz evinde zamanının:

*Bir kısmını ibâdete,
*Bir kısmını ailesine,
*Diğer bir kısmını da kendisine olmak üzere 3’e ayırırdı.

Efendimiz, insanlara bildiğini anlatacak ilk kişilerin aile fertleri olduğunu göstermiştir.
O, kendisine gelen heyetlere:
“Ailenize dönün, burada öğrendiklerinizi onlarla paylaşın...” derdi.
Efendimizin bu yönünden en çok Hz. Aişe (r.anhe) faydalanmıştır. Hz. Hatice (r.anhe) ile
beraberliğinde göze çarpan en önemli nokta:
– Dostluk ve
– Arkadaşlıktır.

Hz. Hatice (r.anhe)’nin vefat ettiği yılın Peygamberimizin en çok üzüldüğü yıl “Hüzün yılı”
olarak anıldığını biliyoruz.

Veda hutbesinde:
“... Ey insanlar! Sizin kadınlar üzerinde bir takım haklarınız vardır. Onlar sizin haklarınıza
özen göstermelidir. Onların da sizin üzerinizde hakları vardır.
Onlara karşı iyi davranınız. l Eşlerinize şefkatle muamele ediniz...” buyurmuştur.

Peygamberimiz hanımlarının:
Hem hocası,  Hem de kocası idi.
Evi mektepti. O mektebin hocası Efendimiz, talebeleri de hanımları ve çocuklarıydı.

O, hanımlarıyla:
Şaka yapmıştır.
Koşu yapmıştır.
Onlara espri yapmıştır.
Onları gece namazına kaldırmıştır.
Evde hanımlarına yardım etmiştir.
Hanımlarıyla daima istişare ederdi.

“Bir kimse eşine kin beslemesin, onun bir huyunu beğenmezse,
başka huyunu beğenir” buyururlardı.
“Mü’minlerin imanca en mükemmel olanı, ahlâkça en güzel olanı ve aile
fertlerine yumuşak davrananıdır” beyanı bugün çok daha iyi anlaşılmaktdadır.
O, hanımlara iyi davranmayı iyi Müslüman olmanın şartı saymıştır. Çünkü insanın
hayatta en yakın olduğu kişi hanımıdır.

Peygamberimiz hanımlarıyla:

Sohbet ederdi. 
Onlara asla vurmadı. 
Hakaret etmedi. 
Olgunlukla yaklaştı. 
Maddi-manevi ihtiyaçlarını giderdi. 
Evlenirken mihirlerini verdi. 
Düğünlerinde velime (yemek) verdi. 
Hanımın ağzına konan lokmanın sevap olduğunu söylerdi.



Peygamberimize nasıl bir baba oldu diye baktığımızda,
O’nda bizim için örnek hayatı buluruz.

Peygamberimiz:
Çocukları çok severdi. 
Sadece kendi çocuklarını değil başkalarının çocuklarını da severdi.
Bir defasında hasta Yahudi çocuğunu ziyaret etmişti. (Ebu Dâvud c/2. sf: 264.)

“Her çocuk Müslüman olarak doğar” buyurdu.
Çocuklara selam verirdi. Onların hatırını sorardı. (Buhari, edep: 81, Müslim, selam: 15)
“Bir baba evlâdına iyi bir terbiyeden daha güzel bir miras bırakmaz” buyururlardı.

İnsanlar zihinlerinde kimleri canlandırıyorlar, zihinlerinde kimler örnek olarak
teşekkül ediyorsa, onlara benzemeye çalışacaklardır. Bizi Yaratan’ın bizden istediğini
en doğru şekilde yapabilmek için O’nun elçisini adım adım izlemekten başka çâremiz
yoktur. Mutluluğumuz da buna bağlıdır.


"Sür çıkar ağyar-ı dilden, ta tecelli ede hak...
Padişah girmez saraya, hane ma'mur olmadan!"


Ah Efendim...Gel de gör halimizi.. Utandım
Salat-selam sana Ya ResuL...
Biz Sen''i anLatamadık ya RasûLALLAH..
Sen''in hayat anLayışını hayatımız kıLamadık...

 

Yorum (5) Yorum yaz!


DÜN OLANLARI UNUTTUM...

BUGÜNE BAKIYORUM...

YARINLARI DÜŞÜNÜYORUM...

ZAMAN AKIYOR SU MİSALİ
Kimi Zaman Durgun
Kimi Zaman Şarıl Şarıl
Ama hep akıyor
Ha Öyle , Ha Böyle
Durduramazsın Zamanı
Gün Geçtikçe Ölüme Yaklaşıyoruz
Her Canlının Sonu Bu Değil mi Zaten
Kimseye Kalmaz Bu Dünya
ZAMAN AKIYOR SU MİSALİ
İnsanlar birer birer göç ediyorlar
Ahirete İntikal Ediyorlar
Gerçek Olan da Bu Değil mi Zaten
Hepimizin Sonu Bu
ÖNEMLİ OLAN BİRŞEY VARSA
GÜZEL BİR KUL OLMAK
BÖYLESİNE GÜZEL BİR YARATICIYA
ŞÜKÜRDE BULUNMAK
HAMD ETMEK

DÜN OLANLARI UNUTTUM...

BUGÜNE BAKIYORUM...

YARINLARI DÜŞÜNÜYORUM...







Altın ne oluyor, can ne oluyor, İnci, mercan da nedir? Bir sevgiye harcanmadıktan, Bir sevgiliye feda edilmedikten sonra... 

Sohbete Giriş                

GÖZLERİ YOLLARDA ENSAR GİBİYİM

Ey gözlerinin karasına canımı fedâ edeceğim,
Ey bir saçının teli uğruna aklımı yitireceğim
Ey sevdası uğruna tüm sevdâları bertarâf edeceğim,
Ey gül yüzlüm, can gülüm!
Senin uğruna nice şiirler yazdım,
Nice ağıtlar besteledim.
Ne yaptıysam kifâyetsiz; seni beklemekteyim!
Gözleri yollarda ensar gibiyim…

Beklediğim gül yüzün “gül yüzlüm”
Ziyâsı güneşin parıltılarını köze çeviren,
Cemâli ayın ondördü gibi güzel.
Sözleri bir ok misâli kalbimi deler,
Hayatı bir numûne-i imtisâl
Ey rahmeten li’l-âlemin
Ey gül yüzlüm!
Gözleri yollarda ensâr gibiyim…

Ey Bedrin en cengâveri, Hayber’in göz bebeği gül yüzlüm,
Taif’in hüznünü, Uhud’un burukluğunu taşırım hâlâ içimde,
Hüzün yıllarına ağlarken;
Mekke’nin fethi bir fetih müjdeler gül yüzlüm yine!
“Acaba gelir mi gül yüzlüm?”derim;
Gözleri yollarda ensar gibiyim…

Ey gül yüzlüm,
Senin tebessümünle hayat bulurum.
Tenine batan ufak bir diken delik deşik eder tüm varlığımı,
Senin sevginle anlam bulurum!
Ey gül yüzlüm,
Ağlama ne olur!
Sen ağlarsan ben ağlarım, o ağlar, semâ ağlar
Sen ağlarsan bulut ağlar, yağmur ağlar
Sen ağlama ne olur gül yüzlüm,
Cihân ağlar…
Ey gül yüzlüm
Bana teselli veren o tebessümüne hasretim
Gözleri yollarda ensar gibiyim…

Ebu Talibin yanındaki minik yetim,
Bastığın
toprakları öpeyim,
Bu canı seve seve sana veririm
Bir gülüşün yeter gül yüzlüm
Gözleri yollarda ensar gibiyim…

Namaz gözünün nuru, miracındı gül yüzlüm
Kim bilir kaç gece sabahlara kadar ağladın…
Seccaden ıslanırken boncuk boncuk yaşlarla
Yine ümmetini mi hatırladın gül yüzlüm?
Gözleri yollarda ensar gibiyim…

Ey gül yüzlüm,
Sen Davudî sesin en güzeline sahib olan
Yusufî cemalleri kıskandıran,
Ahlâkın kemâl noktası,
Yaşayan Kur’an,
Sen benim beklediğimsin gül yüzlüm
Gözleri yollarda ensar gibiyim…

Şuleler görürüm karanlıkta gül yüzlüm,
Sahralarda seraplar görürüm,
Hiçbiri avutamaz beni gül yüzlüm;
Ben yolunu gözlerim;
Gözleri yollarda ensar gibiyim…

Ne güzeldir senle hayat,
Doğru sözle güzel yüzle,
Hoş latîfe, can gülüşle
Taviz vermeyen gözle,
Güneşe aya kanmayansın.
Sen tüm canlara cansın.
Rehberimsin ey gül yüzlüm!
Gözleri yollarda ensar gibiyim…

Ay doğacak üzerime o tepelerden;
Bir müjde belirecek gül çehrenden çehreme,
Vecihler yeniden aydınlanacak senle gül yüzlüm;
Gözleri yollarda ensar gibiyim…
Seni hiçbir şeye değişmeyecek ensar gibiyim;
Can gibiyim ey cânım, ey gül yüzlüm!
Gözleri yollarda ensar gibiyim.
Sohbete Giriş                



                                        

HASRETİM BİTMEYECEK YA RESULULLAH

Devranlar geçse de,
Çiçekler kurusa da,
Kuşlar bu diyarı terk edip gitse de
Hasretim bitmeyecek Ya Rasulullah

Hasretin İçimde kor bir ateş gibi yanıyor,
Gönlümde sen, kalplerimizde senin
Sevgin,
Özlemim solmayacak Ya Rasulullah

Kalplerimiz Deryan gibi oluk oluk
Akıyor,
Sevgi çeşmemiz akıyor,
Dur durak bilmeden,

Günler geçmek bilmiyor,
Senin hasretinden,
Kapına dayandım, bırakma beni
Ya Rasulullah

İçlerimizde Nur-i alaran akıyor
Yollarını hasret özlemiyle doldurduk
Hasretimiz bitecek bir gün
O gün aşk-ı deryamın şahlandığı gündür
Devranlar geçse de,
Çiçekler kurusa da,
Kuşlar bu diyarı terk edip gitse de
Hasretim bitmeyecek Ya Rasulullah

Hasretin İçimde kor bir ateş gibi yanıyor,
Gönlümde sen, kalplerimizde senin
Sevgin,
Özlemim solmayacak Ya Rasulullah

Kalplerimiz Deryan gibi oluk oluk
Akıyor,
Sevgi çeşmemiz akıyor,
Dur durak bilmeden,

Günler geçmek bilmiyor,
Senin hasretinden,
Kapına dayandım, bırakma beni
Ya Rasulullah

İçlerimizde Nur-i alaran akıyor
Yollarını hasret özlemiyle doldurduk
Hasretimiz bitecek bir gün
O gün aşk-ı deryamın şahlandığı gündür
Sohbete Giriş




                      GÜL YAĞMURLARI

Nur-u Dilâra, Muhammed Mustafa(sav)’ya…

Dünyaya gelişinle Mekke nura gark oldu
İnkâr çöplüklerinde zakkumlar bir bir soldu

Şereflendi seninle, kâinat geldi aşka
Nurundan nasiplenen gayri ne ister başka?

Çölleşen yüreklere gül yağmurları yağdı
Kâinatın serveri göklerden rahmet sağdı

Kurtuluş ağacında tutacak dalımsın sen
Küfre karşı panzehir, petekte balımsın sen

Nabzımın atışında seni sayıklar dilim
Getirdiğin nizamı inkâr edemez ilim

Gözyaşıyla suladık bıraktığın gülleri
Adını anar her gün İslam’ın bülbülleri

Suları tutuşturur içimizdeki hasret
İslam’ın ikliminde silinip gitti nefret

Kurşundan daha ağır yüreğimizde hicran
Sen yoksun ya ey Resul, dünya mümine viran

İntizam sürünürken cüce devi yutuyor
Bu çağın vampirleri Hakk’a kafa tutuyor

Sonsuzluk bestesini saklıyordun sesinde
Saadetin tılsımı boy verdi nefesinde

Kalpler katran karası, kör vicdanlar kudurdu
O ki Hakk davasında elif gibi dik durdu

Ayın on dördü gibi karanlıklara doğdun
Mazlumun güldü yüzü, kalbi sevince boğdun

Bu dünya gurbetinde özleminle kavrulduk
Yolundan uzak düştük, uçuruma savrulduk

Sen Medine’ye göçtün biz nereye göçelim?
Nurlu oluklarından ab-ı hayat içelim

Belki dönersin diye gözler ufka kilitli
İslam’ın yarınından inananlar ümitli

Sen yoksun ya ey Nebi gönül hanemiz viran
Mahşerin sıcağında dile bizlere aman

Müebbet çilelere gebedir kırık kalpler
Ayrılık nöbetinde çöker yüreğe keder

Vuslat yok eder ancak yürekteki sızıyı
Kimler silebilir ki alnımızda yazıyı?

Hüzün denizlerinde dalgalara tutulduk
Sığındık gül bahçene, fırtınadan kurtulduk

Esir-i aşkın olduk gönül sensiz tarumar
İklimimde güneş ol, ruhuma gelsin bahar

Ne çok görmek isterdik mübarek didarını
Söndürür gül nefesin cehennemin narını

Gönül göğümüzde ay, yıldızsın gecemize
Sözlerin şafağında nur oldun hecemize

Zikreden kalpte nabız, damarımızda kansın
İlkbahar kadar diri, sen candan özge cansın

Sözlerin sağnağında cevap soru içinde
Yaratılışın sırrı nedende ve niçinde

Rüyalarımıza gir karanlık gecelerde
Nazarımıza engel gözümüzdeki perde

Seccadeler ıslandı gözlerimin neminden
Dilim tutuldu ey Hakk, ayrılık mateminden!..

Yürekteki yangını söndürür teslimiyet
Keyfiyet boşluğunda manasızdır kemiyet

İzinden gidemedik dövün ey kalbim dövün!...
Ahir zaman ümmeti o gül yüzlüyle övün!...

Mum misali yanarken yüreğimin çırası
Nurunla hayat buldu arzla arşın arası

Ey kâinatın nuru erteleme baharı!...
Zulmetin gölgesinde başa taç et neharı

Güzeller güzelinin ruhu sırattan ince
Ümmet karalar giydi göze perde inince

Firakın acısına bu can nasıl dayansın?
Yüzler kızıla inat, gül rengine boyansın



Sohbete Giriş 
     

                

RAHMET DERYASI İsimli Şiirin Metni

Rahmetiyle beni her seyi kuşatan Rabbim.
Rahmet deryana at beni yıka beni,
Her varlığı setr eden Rabbim .
Sen merhametlisin kullarına.

Şefkatin daha çok annenin yavrusuna olandan.
Senin aşkınla yananlar .
Hepsana koşar.
Bende ismin anıldığında.

Her zerrem infilak eder.
İlahi aŞkımla sarhoş olurum.
O aşkla ben benden olurum.
Ben aciz ben şaşkın .

Rahmetine muhtaç. ’
Sen merhamet eyle garip Nigar a.
Ben bir garip kulunum.
Cürmümlele çok acizim.

Yardım eyle Allahim.
Sen bizi yaratansın ,aleme hükmedensin.
Sen yaz demesen,izin vermsen,dile gelmez kalemim.
Kalemi yaratan sen, bizi yaratan sen .

Sen yardım etmezsen ne olur halimiz.
Pişmanlik ve tevbeyle gözyaşlarım akarken yüzüme.
Rahmet deryana at yıka beni.
Apak olmuşken batınımla zahirim.

Huzurunda secdeye varayim .
Teslimiyetle ölmeden binlerce öleyim.
Kalmasın faniden maziden bir iz..
Tertemiz eyle kalbimi,kalmasın kir.

Aşkı badeyi sun bana doya ,doya içeyim..
Ben benden olup ,kendimden geçeyim..
Sev sevdiklerinede sevdir Allahım..
Rahmetinle kuşat beni..

Kulum de yeter,..
Sevdanla zikrinle çarpan kalbimi sen sabit eyle..
En dar anda benı darda koyma Allahımç
Rahmet deryandan arıt beni ..

                             
Sohbete Giriş 
          
                       


 

 

EBRU MİSALİ

 

Suya çizdim asrının suretini

Bir damla kırmızı damlatıyorum yüreğimin fırçasından

Uzak diyarlarının ufuklarındaki kızıllığı andırması adına

Kızgın çöllerin ortasındaki en eşsiz vaha olan mescidin için

Yeşilin en güzel tonunu seçtim

Engin Ummanlardan rengini alan gökyüzü

Masmavi bir atlas gibi üzerini örtüyor şefkatle

Hicretinle ayrıldığın beldenin rengiydi

Hüzünle yaşanan hazan mevsiminin sarısı

Meftunun olan bulutlar sensizken

Grinin en koyu tonuna bürünmüştü

İkliminde boy veren güller

Mutluluğun tozpembesiyle tebessüm eder her bahar

Sırtını dayadığın ağaçlar gidişinle beraber

Çoktan yeşile veda edip kahverengiyle dost oldular

En sadık bekçin olan mağara ağzındaki güvercinin tüylerinde gördük

Beyazın en merhametli dokunuşunu

Hasret morlarımızı geride bırakıp

Umut eflatunlarıyla koşuyoruz asrına

Cehalet siyahının üzerini

Şefkat ve merhametinin aklarıyla boyuyoruz

Ebru misali

Hoşgörüyle dokunuyoruz fırçamıza

Devrindeki güzellikleri nakşetmek adına

Tıpkı senin yaptığın gibi Efendim

Batılı Haktan ayırmak için hoşgörüyle

Dokunduğun yürekler misali

Kadifemsi bir dokunuşla dokunuyoruz yürek denilen mana suyuna…

Sohbete Giriş                                                                  
  




Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla”  

Evliyanın büyüklerinden bir zat, hac zamanında insan kılığına girmiş olan İblisi Arafat'ta gördü. Zayıflamış ve benzi solmuş, gözü yaşlı ve kamburu çıkmış, perişan bir haldeydi. Evliya zat, İblisi tanıyıp ona dedi ki:
- Niçin gözün yaşlıdır?
- Ticaret yapmak fikri olmadan, sırf Allah rızası için hac yapmaya gelenlerin, bu arzuları yüzünden diğerlerinin de haclarının Allah tarafından kabul edilmesinden korktum. Onun için ağlıyorum.
- Seni zayıflatan nedir?
- Hacıları getiren atların inlemeden, kişneyerek gelmelerine üzüldüm. Halbuki benim yoluma gidenleri böyle götürselerdi, sevincim çok artardı.
- Peki, benzini solduran nedir?
- Müslümanların ibadetlerine devam etmeleri ve birbirleriyle yardımlaşmalarıdır. Şayet isyanda yardımlaşsalardı, sevincim artardı.
- Seni çökertip, belini büken nedir?
- Kulların, (Ya Rabbi, iman ile ölmemi nasip eyle) diye dua etmeleridir. Halbuki ben onları, kendi ibadetlerini beğendirip veya Allah affeder diye yalan yanlış yaptırıp veya sonra yaparsın diye kandırıp imansız gitmeleri için çalışmaktayım. Allah’a böyle yalvaranların, benim bu iş için çalıştığımı anlamalarından, tedbir almalarından korkuyorum.
SELAM VE DUA 
Sohbete Giriş


SANADIR SONSUZLUK ÖZLEMİ ''SEVGİLİ''

Sesim, soluğum hep sonsuzluğa bürünür, eser her rüzgar savurur varlığına
  Suskunluğuma bedel hasretle örülmüşüm, gülmeyi unutmuşum, yokluğunda
Onulmaz dertlerin bekçisi yüreğim her mevsim hazanı solur, özlem vurur sözlerimi         
  Arıyorum şimdi asırlar öncesinin kutlu mevsimini, bir yar-ı güz inin sıcacık iklimini
Nev baharı beklerken, özlemin penceresinde, bana yokluğuna sabır düşüyor
  Ne çok bekledim geceleri sönmüş yıldızların altında, gözyaşları içinde geleceğini
Sözlerimin mecalsizliği, kelimelerimin takatsizliğiyle, gözlerim hep boşlukta kalıyor
  Anlatamadığım kederim, vuslat mı hasret mi bilemiyorum, sevemedim ki dünyayı
Unutulmak tasasında değildim ki ben, ya unutanlardan olursam korkusuydu bu acı
  Derme çatma duyguların hüküm sürdüğü  zamanda, bekliyorum kapımı açacak bad-ı sabayı
Zemheri soğuğunda yalnızlık denen mevsimin, vuslatının hayaliyle ısınırım
  Issızlığın kol gezdiği çöllerde, gülümü aradım hep, kokusuna meftun olduğum
Ley’lin son deminde kaybetmenin korkusu, ve içimde biriken sellerin coşkusu
  Rüzgarların savurduğu yaprakların arasında, güneşi arayan bir çiğdemin kokusu
Usul usul yaklaşan ölüm ve onun sana kavuşma arzumun sıcaklığında tükenen soğukluğu
  Sürüklenirim tarifsiz bir kederin ardı sıra, günlerimin farkı kalmadı gecelerden
Kalbimin dolaylarında sevdan gezinirken, yalan sevdaların görme izlerini
  Eyvahlarımın sisli atmosferinde yolunu bulamaz bir çareyim Ey Yar, ben
Özlemin kuytularında pişmanlıkla  hıçkıran bir yürek bil bu gafili ve hakiri
  Vedalarım var şimdi gizlediğim içimin en iç yerinde sessiz ve mahzun durmakta
Zevalin koynundan çıkarıp varlığın usaresinde arındır ruhumu ey Mukteda
  Gözlerimin derinliğinde sevdanın büyüsü gizliydi, ama şimdi yokluğunun elemi
Lakin sen bırakmazsın sevenlerini sensiz aşılmaz eğri büğrü bu yollar Ey Sevgili
  İlmek ilmek örüp, sardığım sevdana tebessüm edip, gel der misin bir gün bana da
Emaresi yok mu gelişlerinin, yoksa ansızın mı gelip gidişlerin Ya Mücteba
  Lahuti bir sesle dokun kalbime bir gece daldığım ıssız rüyalarda
Mehtabında demleneceğim bir günün seherinde ah Yar gelir misin
  İkliminde açan goncaların gibi olamadık her halime rağmen beni sever misin
İstediğim bir, sonsuzluğa özlemim, her satırda Ey Sevgili seslendiğim sensin…



Sohbete Giriş                  





EFENDİLER EFENDİSİ

Tarih 571in 20nisangeldin dünyaya
Alemleri coşturup rahmet dağıtmaya
Cehaleti yenip,insanları kötülükten ayırmaya
Rahmet ve merhametinle hoş geldin efendim dünyaya


O gün yıldız doğuyordu,sengeldin dünya ya
Kalpleri nurla doldurup dünyayı coşturmaya
Karanlığı yenip dünyayı aydınlatmaya

Sen geldin alemler coştu
kalpler nurla doldu
senin nurun kötülüğü kovdu
dünya cehaletten kurtuldu

o gün evrende yıldız doğdu
mekkeyi nur doldurdu
bu gelen rahmetiyle kötülüğü kovdu
o gün merhametli Muhammed geliyordu

senin sancağın dalgalanıyor cihanda
islam yayılıyor düyaya
senin en büyük eserin islama
lider olman bu yola

sensin bizim peygamberimiz
bizimen büyük düşmanımız nefsimiz
inşallah sanalayıktır milletimiz
inşallah imanla çıkar nefesimiz

sensin bizim muradımız
ahretteki kurtarıcımız
sana kurbandır canımız
tek namusumuz imanımız



Ya Resul
Sen, sevmek için istenen
Can, dudakta istenen
Sevda ikliminin en güzel mevsiminin
En güzel çiçeğisin.



Ey Gül, ey Gonca-i Nûr, meftun yaprak, hâr sana.
Sensin gönüller Mâhı, bu yaz, bu bahar Sana
Mûcize saltanatın taşları ayna yapar,
Her ırmak ve her deniz, her leyl-ü nehar Sana


Senin Zâti Akdesin âlemlere rahmettir,
Cibrîl vefalı yoldaş, Yüce Yâr Sana!...
Bu nice iştiyaktır, ey en güzel Sevgili?
Asırlardır koşuyor, genç EfsaNe Sana!...


Nazarın kalbe şifâ, sözün hikmet incisi,
Hangi dertli kavuşsa, olur bahtiyar sana!
Misk kervanı kapında karar kılmıştır Senin,
Nebîlerin diliyle, hep övgüler var Sana!...


Ay, güneş, zühre, ülker, nûruna pervanedir.
Âlemde olmak ister, âşıklar civar Sana!...
Senin yolun hep açık, gidişin 'adır,
Dağlar ateş kesilse olamaz duvar Sana



Güzelliğin âlemde misli bulunmaz inci,
Ey Gül, hasret çekmede Cennet, o bulvar Sana!
Dedin ki: "Şükreden kul olmak istemem mi ben?"
Rabbin ihsan buyurdu: Hurma, üzüm, nar Sana


Sohbete Giriş                   

beğendiysen yorum yazmayı unutma





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:

 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=